"Matematik endüktif bir bilimdir ve
bu endüktif bilim sonsuz kümeler için geçerli. Bu sonsuzlukları
endüktif bir şekilde kavrıyoruz ve kavradığımız zaman
da sonsuzluğu hissediyoruz. Sınırsızlığı. Ve bu bize
mutluluk veriyor; çünkü ölümü unutuyoruz... Herkes ölümsüz
olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister. Ben de matematikte
kendimi ölümsüz hissettim..."
Bilim adamlığı onun yaşam biçimiydi. Yaşamı boyunca
bilimin sekteye uğradığını düşündüğü her durumda bütün
enerjisiyle çözümler aradı; gerektiğinde karşı koymayı
da bildi; yanlış yönlendirilen üniversitelerden yanlış
saptanmış eğitim politikalarına kadar her durumda düşüncelerini
olduğu gibi açıklıkla, çekinmeden, karşısındakinin rütbe
ya da ünvanına aldırış etmeksizin, cesaretle ortaya
koyarak. Yani bilim onun için her şeyin ötesinde bir
anlam, bir değer taşıdı. O uygulamaya önem veren "pür
matematikçi" idi ve matematikte bir ölümsüz oldu.

Cahit Arf 1910 yılında Selanik'te doğdu. İlkokulu o
yıllarda sultani adı verilen liselerin ilk kısmında
okudu. Daha beşinci sınıftayken tanıştığı genç bir öğretmen
onun matematikle ilgilenmesini sağladı. Lisenin orta
kısmına geldiğinde o artık okul arkadaşlarının çözemediği
matematik sorularını çözüyor, onların diğer sorularına
da cevap veriyordu. Çok kısa bir zaman sonra Cahit Arf
'ın bu yeteneğini ailesi ve hocaları da duydu ve Paris'teki
St. Louis Lisesinde okumak üzere ailesi tarafından Fransa'ya
gönderildi. Üç yıllık lise tahsilini iki yılda bitirip
Türkiye'ye geri dönen Arf o sıralarda Türk hükümeti
tarafından yüksek öğrenim görmek üzere sınavla Avrupa'ya
gönderilecek aday öğrenciler arasına alındı. Bu sınavı
kazanan Cahit Arf Fransa'ya geri dönüp birçok bilim
adamının yetiştiği okul olan École Normale Supérieure'e
kaydoldu.
Yükseköğreniminden sonra Türkiye'ye yine geri dönen
Cahit Arf bir süre Galatasaray Lisesinde hocalık yapar
ve sonra doçent adayı olarak İ.Ü. Matematik Kürsüsü'ne
geçer. 1937 yılında doktorasını yapmak üzere Göttingen
Üniversitesi Matematik Bölümü'ne gider. Bu üniversitede
yaptığı doktora çalışması onun dünya çapında tanınmasına
yol açar.
Cahit Arf matematik dehalarının bile çok zor dediği
bir konu üzerinde tek başına çalışır ve birbuçuk yıl
içinde doktorasını tamamlar. Konusu "non-commutative
Class Field" dir. Ve bu çalışmadan elde edilen sonuçların
bir kısmı literatüre "Hasse-Arf" teoremi olarak geçmiştir.
Doktora tezini 1938 yılında bitiren Cahit Arf bir yıl
daha Göttingende çalışmalarını sürdürür. Bu dönemde
de dünya literatürüne "Arf Invaryantı" adıyla geçen
ve cebirsel ve diferansiyel topolojide büyük önem taşıyan
bir çalışmaya imza atar. 1938'in sonunda Türkiye'ye
üniversitesine geri dönen Cahit Arf 1943'te profesör
olur. 1955'te ordinaryüs profesör olur. 1962 yılına
kadar üniversitede çalışmalarını sürdüren Cahit Arf
o yıllarda bir yıllığına misafir profesör olarak Maryland
Üniversitesine gider ve ayrıca Mainz Akademisi muhabir
üyeliğine seçilir. 1960'ta da Çekmece Nükleer Araştırma
Merkezi'ni kurmak üzere görevlendirilir. 1962'de üniversitedeki
görevinden ayrılır ve bir yıl kadar Robert Kolej'de
ders verir.
Cahit Arf 1963'te kurulan TÜBİTAK'ın kuruluş ve gelişmesinde
büyük emekleri olan biridir ve uzun yıllar TÜBİTAK'ın
Bilim Kurulu başkanlığını yapar. Matematiğe yapmış olduğu
köklü katkılarından dolayı 1974'te de TÜBİTAK Bilim
Ödülü'ne layık görülür.
1964-1966 yıllarında Princeton'da Institute for Advanced
Study (İleir araştırmalar Enstitüsü) nde çalışmalarını
sürdürür; daha sonra California Üniversitesinde misafir
öğretim üyeliği yapar; 1967'de Türkiye'ye geri dönüp
ODTÜ Matematik Bölümünde çalışmaya başlar ve 1980'de
de bu üniversiteden emekli olur.
1980'de İTÜ ve Karadeniz Teknik Üniversitesinin, 1981'de
de ODTÜ'nün onur doktoralarını alır. 1993'de TÜBA Şeref
Üyeliğine seçilen Cahit Arf 4 Şubat 1994'te de Fransa'da
Commandeur des Palmes Académiques Ödülü'ne değer bulunur.
Bilimle iç içe geçen yaşamının her kulvarında bilime
imza atan Cahit Arf hep ayakta alkışlandı ve onu yine
alkışlarla 26 Aralık 1997'de sonsuzluğa uğurladı
