ERDAL
İNÖNÜ'NÜN GÖZÜYLE
"Sayın
Cahit Arf, Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadarki
dönem içinde bizde bilim adamı, araştırıcı-bilim adamı
niteliğini gösteren en öndeki örnek olmuştur. Dünyada
bilimle uğraşan insanlar arasında tabii sayın Arf gibi
olanlar pek çoktur.ama Türkiye'de hayatını bilime adamış
insanlar az olduğu için Cahit Arf' in varlığı Türkiye'de
daha da önem kazanmıştır.
Benim kendisini tanımam doçent olduğum sıradaydı. İlk
olarak Ankara Fen Fakültesinde öğrenciyken görmüştüm
onu ve bilim adamı olarak, matematikçi olarak ününü
biliyordum; bilimsel araştırmanın onun için herşeyin
ötesinde bir anlamı, değeri olduğunu da. Sonradan doktoramı
tamamlayıp Türkiye'ye döndüğümde İstanbul Üniversitesine
gittiğim zaman tanıştım kendisiyle. Konuşmasını ilk
dinlemem bir mekanik kongresinde olmuştu. Galiba 1952'ydi.
Kongreye bir tebliğ vermek için gitmiştim. Doçent olduktan
sonra İstanbul Üniversitesinde bir süre misafir araştırıcı
olarak bulunduğum sıra ise onu daha yakından tanıma
fırsatı buldum. Daha sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde
öğretim üyesi olarak çalışırken Sayın Arf' i üniversiteye
davet ettim ve Orta Doğu Üniversitesi'ne geldi Cahit
Arf. Orada uzun süre kaldı. Kendisini her zaman takdir
etme fırsatını buldum.
Cahit Arf' in önemli bir özelliği her şeyin aslını anlamaya
çalışmak olmuştur. Birisi bir konuşma yaparken anlamadığı
yeri hemen sorardı. Hiçbir şeyden çekinmezdi, onun için
önemli olan anlamaktı; bilime değer veren bir insan
olarak anlamak, araştırıcı zekasını kullanarak olayların
nedenini anlamak... Matematik de bunun için iyi bir
alandır. Ama yeteneği çok özel olduğu için matematiğin
bütün alanlarında uğraşmıştır. Doçentlik jürilerinde,
sınavlarında, tezlerin değerlendirilmesinde en büyük
katkıda bulunan Cahit Arf olmuştur.
Kendisiyle TÜBİTAK'ta da beraberdik. Cahit Arf daha
başından beri TÜBİTAK'ın kurulmasında büyük emek harcadı
ve Bilim Kurulu'nun ilk başkanı oldu; ben de başkan
yardımcısıydım. Orada büyük prestij sayesinde, siyasete
hiç karışmadan doğrudan doğruya bilimsel araştırmaya
katkı yapacak bir doğrultuda TÜBİTAK'ın gelişmesinde
birinci derecede rol oynadı.
Cahit Arf bir "pür matematikçidir." Ama uygulamaya da
önem verir. Mühendislik projelerinde çalışmıştır; hatta
Mustafa İnan'ın çalışmalarının teorisini yapmıştır.
Evde tamirat işlerini yapmaktan bile zevk alır. Tabii,
su nerden geliyor, gaz nereden gidiyor vs. bunları merak
edince, nedenini anlamak isteyince, insanın önüne çıkan
ilk örneklerdir evdeki örnekler. TÜBİTAK'ın da sadece
teorik araştırmalar yapan bir yer değil, doğrudan doğruya
uygulamaya da yardımı olacak pratik araştırmaları da
yaptıracak bir kuruluş olmasına çok önem vermişti. Örneğin
ilk kurulan araştırma alt-bölümü tarımla ilgiliydi.
Sonra diğerleri de kuruldu. Gebze'de bulunan araştırma
merkezleri (Marmara Araştırma Merkezi) de mühendislik
üzerine kuruldu. Temel Bilimler daha sonra geldi. Halbuki
kendisi de temel bilimciydi. Tabii uygulamanın değerini
bilmeden bilim yapılmaz, çünkü bilim hayat için gerekli
bir şeydir. Bu uygulamalı işlere girmesi de önemli bir
yönüdür Cahit Arf' in pahalı alet almak değildi, gösteriş
değildi. 'Aletin ne işe yarayacağını bilin ve o aleti
kendiniz yapmaya çalışın' yaklaşımıyla TÜBİTAK'ı yönlendirmeğe
çalışmıştı. TÜBİTAK çok değerli bir kuruluş olarak bugün
daha da önemli işler yapıyor; o zaman yetiştirdiği insanlar
bugün parlak buluşlar üretiyorlar. Bütün bunların hazırlanmasında
Cahit Arf başkan olarak görev yaptı. O bakımdan TÜBİTAK
da onun önemli bir eseridir.
Tabii üniversitede de öğrencilerin yetişmesine büyük
katkıları oldu. Onun dersini dinlemek hem büyük bir
zevk hem gayret ve dikkat isteyen bir işti. Kendisi
çok üst düzeyde düşünebildiği için dersini anlatırken
de öyle anlatırdı.
Bilimi Türkiye'de sevdirmek için çok uğraşmıştır sayın
Cahit Arf. Türkiye'ye bağlı olmasa Türkiye'de kalmazdı.
Bu kadar yetenekli bir insan Amerika'da Avrupa'da her
yerde el üstünde tutulacak bir değerdir..."
"Kötü bir öğretmen aslında iyi bir öğretmendir, Çünkü
o zaman siz gider kendiniz öğrenmeye çalışırsınız. En
iyi öğrenme yolu da budur; bir şeyi önceden keşfetmeye
çalışmak..." diyen, ünvanlara, dış statü sembollerine
değil, düşüncelere, fikirlere saygı göstermeyi önemseyen
Cahit Arf, ODTÜ'de çalıştığı yıllarda farklı bir üniversite
modelinin ve kültürünün ortaya çıkması için büyük bir
çaba harcadı. Onun çabaları bizim İYTE'yi de ayrıcalıklı
bir kurum olarak oluşturmamızda etkin olacaktır. Arf kendine
has stili olan uygar, cesur, saygıdeğer bilim adamlığı
ile toplumsal önderliğin birlikte yaşanabileceğini gösteren
kararlı, lüzumsuz işlere, yalana, dedikoduya, entrikaya
yaşamında yer vermeyen, benzerine toplumumuzda artık pek
rastlanmayan, örnek bir insandı. 'Bilim adamlığı bir meslek
değil, bir yaşam biçimidir,' diyen ve Türk biliminin ve
bilim adamlığının sembolü olan, Atatürk'ün oluşturmaya
çalıştığı 'Cumhuriyete Kanat Gerenlerden' biri olmayı
yaşamının en anlamlı ve onurlu hedef olarak seçen Cahit
Arf, her kuşakta saygı ile anılacaktır.
Bu yazı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nce 24 Aralık
19988'de Cahit Arf anısına düzenlenen bir panelde sunulmuştur.
Semra Ülkü Prof. Dr.,
İzmir Yük. Tek. Ens. Rektörü